ERMENİSTAN ENERJİ HATLARINI HEDEF ALMAYA CESARET EDEMEZ
Eylül 29, 2020
140 MİLYAR DOLARLIK İLLEGAL TİCARET
Ekim 8, 2020

LİBYA’DA PETROL ÜRETİMİ YENİDEN BAŞLIYOR

Doğu Akdeniz denkleminde önemli konuma sahip, petrol ve doğalgaz rezervleriyle öne çıkan Libya’da, hidrokarbon üretimi ve ihracatı, son yıllardaki iç savaştan ciddi oranda etkilendi.

Libya en büyük petrol rezervine sahip 10 ülke arasında bulunuyor. Ürettiği sülfür oranı düşük, kaliteli petrolün düşük çıkarma maliyeti ve Avrupa pazarına yakınlığı da Libya’yı oldukça stratejik bir petrol üreticisi konumuna getirmişti. İç savaş öncesi ihracatının yüzde 85’ini Avrupa’ya yapan Libya, 2010 yılında 403 milyon varille Avrupa Birliği’nin Norveç ve Rusya’dan sonraki en büyük petrol tedarikçisi konumunaydı. Uluslararası enerji kuruluşları, Libya’nın petrol konusunda keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyeli olduğunu belirtirken ülkedeki çatışma ortamı nedeniyle geniş kapsamlı petrol arama faaliyetleri yapılamıyor.

2020 Ocak ayında petrol kuyularının ve ihracat limanlarının ülkenin doğu ve güneyini kontrol eden silahlı güçlerin lideri Halife Hafter yanlısı gruplar tarafından kapatılmasıyla ülke ekonomisinin uğradığı zarar 9,6 milyar doları aştı.

Hafter’e bağlı “Petrol Tesisleri Muhafızları” isimli silahlı grup, Almanya’da Libya krizine ilişkin uluslararası Berlin Konferansı düzenlenmeden sadece bir gün önce, 18 Ocak’ta Petrol Hilali bölgesinde bulunan Sidre, Ras Lanuf, Briga, Zuveytine ve Hariga’daki petrol tesislerini kapatmıştı.
Ülkenin güneyindeki Şerara ve El-Fil petrol kuyularının faaliyeti de yine gelirleri Libya hükümetine gittiği için Şubat 2019’da Hafter yanlısı kabileler ve silahlı unsurlarca durdurulmuştu.

Bu süre içinde, kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi ve gıda, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçların giderilmesi için Merkez Bankası rezervleri tarihinin en düşük seviyesine çekerken Libyalılar, enflasyonun yükselişi, yerel para biriminin değer kaybı, kamu borcunun yükselmesi gibi hayatı olumsuz etkileyen ağır ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kaldı.

 

 

Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından 2011’den bu yana başlayan iç savaşla zaman içerisinde ülkede iki farklı yönetim oluşmuştu: Doğu Libya’da, Tobruk’ta bulunan Temsilciler Meclisi ve Batı’da bulunan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti. İki taraf arasında uzun zamandır süren çatışmalar sebebiyle binlerce insan hayatını kaybetti, on binlerce insan yerlerinden oldu. BM’nin siyasi çözüm arayışları başarıya ulaşmış değil. İki farklı hükümet, üçe bölünmüş coğrafya, taraflara müdahale eden ve farklı grupları destekleyen yabancı ülkelerle kaotik ortam devam ediyor.

Libya’nın hidrokarbon kaynaklarının %80’i Hafter güçlerinin kontrolünde, doğuda bulunuyor. Hafter, Trablus hükümetini sıkıştırmak için ocakta petrol kuyularının faaliyetini durdurmuştu. Ancak petrol üretiminin durması iki tarafı da vurdu. Ablukadan önce Libya’nın petrol üretimi günlük 1,2 milyon varilken, tesislerin kapatılmasıyla günlük 100,000 varile kadar geriledi. NOC, ülkenin petrol gelirlerinin 2019 ağustos ayında 2 milyar dolarken 2020 ağustos ayında 90 milyon dolara düştüğünü, yıllık bazla %95,5 gerileme olduğunu aktarıyor.

Hafter 18 eylülde yaptığı açıklamada, Bingazi ve diğer şehirlerdeki hayat pahalılığı, maaşların ödenmemesi, elektrik ve su kesintileri gibi ağırlaşan yaşam şartları sebepli protestolar sonrasında ablukanın kaldırıldığını, bunu takiben BM tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti ile gelirlerin adilce paylaşımı üzerine anlaşmaya varılacağını aktardı. Serrac anlaşmayı reddederken Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid El-Mişri Başkanlık Konseyi Başkan yardımcısı Ahmet el Maitik ve ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Hafter arasında imzalanan petrol anlaşmasını ihanet olarak görüyor. Petrol faaliyetlerinin şantaj olmadan başlaması gerektiğini, bu anlaşmanın Hafter’i düştüğü zor durumdan kurtarmak olduğunu söyledi.

Libya ulusal petrol şirketi (Libya’s National Oil Corporation-NOC) 19 eylülde yaptığı açıklamada, güvenli petrol tesislerindeki üretimi “mücbir sebep” halini kaldırarak yeniden başlatacağını, fakat milislerin olduğu bölgelerde tesislerin kapalı kalmaya devam edeceğini söyledi, Wagner güçlerinin tesislerden çekilmesi şartını koştu.

Libya’nın petrol şirketi petrol üretiminin günlük 260,000 varile yükseleceğini öngördü. Şirket, petrol üretimini ve ihracatını çalışanların ve faaliyetlerin güvenliği şartıyla başlatmak, aynı zamanda da ulusal petrol sektörünün politikleştirilmesini önlemek istiyor.

NOC eylülün 4. Haftasında Hariga, Brega ve Zueitina limanlarının ticarete açıldığını bildirdi, petrol sahalarının ve limanlarının geri kalanının ulusal petrol sektöründeki iş güvenliği ve güvenlik standartlarına göre değerlendirileceğini söylemişti. En büyük kapasiteye sahip olan Es Sider limanı, Libya’nın en büyük petrol sahası Sharara’da üretilen ham petrolün nakli yapılan Zawiya limanı da kapalı durumda. Libya’nın üçüncü en büyük limanı Ras Lanuf da aynı şekilde kapalı ve mücbir sebep kanunu altında.

Öte yandan uzun zaman devam eden çatışmalar ve ülkedeki sosyal baskının sonucu taraflar uzlaşmanın sinyalleri veriyor. General Hafter’in petrol faaliyetlerini yediden başlatması, Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın karşıt grupları bir araya getiren diyalog komitesinin bir geçiş yönetimi hazırlaması halinde ekim sonunda görevi yeni yönetime bırakmaya hazır olduğunu açıklaması göstergeler arasında. Ancak bugüne kadar birçok anlaşma ve uzlaşmada imzası bulunan Hafter’in bu ateşkese ne kadar bağlı kalacağı bilinmiyor.

DYK Başkanı Halid El-Mişri, tarafların bir araya geldiği diyalog görüşmelerinde devlet kurumlarındaki yönetici pozisyonlarının belirlenmesindeki şartlar ve standartlar ile ilgili bir ön uzlaşıya varıldığını ve 1 ekimde Fas’ta imzalanacağını açıkladı. Taraflar arasındaki güvensizlik ortamının son bulmadığı, diyalog ve müzakereler dışında seçeneklerin varlığının farkında olduklarını ancak prensiplere taviz vermeden ve silahlı kuvvetlerin siyasete müdahale etmesine izin vermeden, Libya devletinin birliğini sağlanmasının peşinde olduklarını aktardı.

Serrac’ın görevi yeni yönetime bırakmaya hazır olduğunu açıklaması yönetimin devredilmesiyle yapılan anlaşmaların geçersiz sayılacağına dair düşündürücü. Türkiye deniz yetki alanları anlaşması ile askeri-güvenlik anlaşmasında imzası olan bir hükümetin korunmasını önemser. Türkiye’nin bölge stratejisi üzerine kurduğu bu anlaşmalar Temsilciler Meclisi’nden geçip yasal sürecini tamamlamadı. Öte yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid El-Mişri 2015-Suheyrah Anlaşması ile UMH’nin anlaşma imzalama ve silah temin etme hakkı tanıdığını aktardı. Türkiye’nin Libya’daki meşru hükümete verdiği desteği savunan Mişri, net bir istikrar ortamı sağlanana kadar bu anlaşmalara müdahale edilmesini asla kabul etmeyeceklerini söyledi.

Diğer yandan Libya, ordusunu Türkiye ile orduyu yeniden inşa ve geliştirmeye yönelik programları uygulamaya başladıklarını duyurmuştu. Türkiye ve Libya arasındaki petrole dayalı iş birliği de yeniden canlanacak. Türkiye petrolleri (TPAO) ile Libya Ulusal petrol şirketi NOC’un ortak yürüteceği enerji projeleri kapsamında yeni petrol ve gaz işletme tesisleri kurulması planlanıyor. Yapılan anlaşmalar gereği Türk özel sektör temsilcileri ülkede hayatın normale dönmesinde görev almaya hazırlanıyor.
Türkiye yapılan anlaşmalar çerçevesinde, uluslararası hukuka uygun şekilde Birleşmiş Milletlerin de desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne desteğini sürdürecek gibi görünüyor.

Peki Libya’nın, zayıf talep toparlanmasıyla mücadele eden petrol piyasasını, sağladığı arzla sarsması mümkün mü? Öncelikle yeni bir uzlaşma sağlanırsa bunun ne kadar süreceğini kestiremiyoruz. Batı Libya’da Fayiz es-Serrac’ın yönetimi devretme niyetini açıklamasından sonra adaylar üzerinde anlaşmazlık yaşanabilir, bu bir güç savaşına dönebilir. Hafter karşısında bulunmuş güçlerin iç çatışmasından korkuluyor. Bunlar ülkedeki istikrarsızlığı destekler yönde.

Küresel petrol sektörünün hassas durumuysa ortada. Beklenenden yavaş ilerleyen talep toparlanmasına ek olarak arzın artışı, OPEC+ koalisyonunun dengeleri sağlamak için yürüttüğü çalışmalarını zorlaştırabilir.

Arzın artması piyasanın mevcut durumu için endişe verici olabilir. Ancak Libya’da devam etmesi beklenen istikrarsızlık petrol piyasasındaki karamsarlığı azaltıcı yönde. Kesin olan bir şey varsa o da sadece üretimi değil sahip olduğu rezervlerle de önemli bir ülke olan Libya’nın, ekonomisinin vahim durumuna bakacak olursak, petrol üretimi ve ihracatına ihtiyacı var.

 

Esra GÖZTAŞ

Bir cevap yazın