Neden Daha Fazla Kömür, Petrol ve Doğalgaz Yatırımı Gerekli?
Mayıs 29, 2017
LNG Tesislerinin Teknik ve Ekonomik Özelliği
Mayıs 31, 2017

Paylaşılamayan Bölge Keşmir- 1

Gülşan Doğan

Arapça kaynaklarda Keşmir ve Kaşmir şeklinde geçen Sanskrit kökenli ismi Batlamyus Kaspeiria, 631’de burayı ziyaret eden Çinli seyyah Hiuen Tsiang. Kia-shimi-lo yazılışlarıyla verir; yerli halk ise bölgeye Keşmir demektedir. Keşmir adını Himalayalar’ın kuzeybatı kesiminde yer alan vadinin adından almaktadır.

 

Keşmir’in tarihsel arka planına bakarsak Keşmir bölgesinin bilinen en eski tarihine, Arap ve Yunan mitolojilerinde rastlamaktayız. Fakat tarihi gerçeklik kapsamında bölgenin tarihi M.Ö 3. asırda Morya devleti hükümdarı Aşoka’ya dayanmaktadır. M.Ö 2. yy’da Hun taaruzlarına karşı koyamadıkları için Orta Asya’nın çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Bu dağılış sürecinden sonra M.Ö 1. yy’a kadar bölgede istikrarı sağlayacak bir güç ortaya çıkmamıştır. M.Ö 1. asrın ilk yarısında Kuşan Yabgu’su önderliğinde Kuşan Devleti kurulur. Kurulan devlet Orta Asya’nın istikrarsız ve parçalanmış durumundan faydalanarak kısa sürede topraklarını genişletmiştir. Keşmir bölgesini ise Kuşan’ların en ünlü hükümdarı Kanişka ( Kanık) fethetmiştir. Kanişka’nın ölümü ülkenin genelinde büyük bir sarsıntıya neden olmuştur. Bu olaydan sonra devlet çöküş dönemi geçmiştir. Ve M.S 2. asrın son çeyreğinde Kuşan Devlet’i yıkılmıştır

Keşmir, Hindu racaların (Hindistan prenslerine verilen unvan) yanına ücretli asker olarak giren müslüman Türkler’den Şah Mir Svati kabiliyeti sayesinde kısa zamanda yükselerek Hindu raca Sinha Deva’ya vezir oldu. Deva’nın ölümünden sonra Keşmir tahtını ele geçirerek bölgeye hakim oldu ve Keşmir sultanlığını kurdu. Şah Mir Svati’nin neslinden gelen sultanlar 1339-1589 yılları arasında sultanlığı yöneterek bölgenin islamlaşmasını sağlamışlardır. Babürlüler’den Ekber Şah 1589’da bölgeye hakim olarak Keşmir sultanlığına son vermiş. 1739’da Nadir Şah’ın Afganistan krallığına ilhak ettiği Keşmir’i 1819’da Singhlerin mihracesi Ranjit Singh ele geçirmiştir. İngilizlerin bu bölgeleri topraklarına katmasının ardından 16 Mart 1846’da Raca Gulab Singh yönetimi İngilizler ile Sind ırmağının doğuşu ile Ravi ırmağı arasında bulunan dağlık arazi ve çevresindeki toprak için masaya oturdu. Bunun sonucunda Amritsa anlaşması ile belirtilen Singh yönetimine satıldı. Bu topraklara Raca Gulap Singh günümüz parasının değerinde 5.00.000 rupi ödedi.   Ünlü filozof-şair Muhammed İkbal’ in şu dizeleri yer almaktadır:

“Köylüyü, tarlayı, ırmak ve caddeleri sattılar

Bir ulusu sattılar, hem de ne ucuza sattılar!”

Bu olay Keşmirliler’i  tahrik etmiş “Keşmir Aslanı” ünvanlı Şeyh Abdullah’ın önderliği sayesinde 1931’den itibaren Keşmir’de hürriyet hareketi başlamıştır. 1947’da bu haraket Keşmir’i terket kampanyasına dönüşmüş 24 Ekim 1946’da Azad (Hür) Keşmir hükümeti kuruldu. Bu tarihte Hin yarımadasındaki imparatorluğu tasfiye için İngiltere, Hinduları temsil eden  ve müslümanları temsil eden bölgeyi ikiye böldü.  Böylece 1947’de İngilizler  bölgeden çekildiler. Nüfusun çoğunluğu müslüman olduğundan Keşmir halkı Pakistan ile birleşmek istemesine karşın, yönetim, Hindistan ile birleşmek kararı alınca bölgede çatışmalar başlamış. Çizlen doğal olmayan suni sınırlarla Keşmir bölgesinin yüksek dağların arasındaki belirsizliği ve toprakların üzerindeki paylaşılayan haklar günümüze kadar çatışmaların varlığını sürdürmesine sebep olmuştur.

Himalayalar’ın güney batı eteklerinde bulunan Keşmir bölgesinin bugün, kuzeyinde Türkistan ve Afganistan, batısında Pakistan, kuzey doğusunda Tibet ve güney doğusunda ise Hindistan yer almaktadır. Keşmir vadisi kuzeybatıdan güneybatıya doğru 135 km uzunluğunda olup yüz ölçümü 222.236 km olan bölgenin kuzeybatı kısmı Azad Keşmir (yüz ölçümü 78. 932 km) Pakistan tarafından yönetilmektedir. Doğusunda yer alan Cammu ve Keşmir (yüz ölçümü 100.569 km ) eyaleti Hindistan tarafından yönetilmektedir.

Keşmir Pakistan ve Hindistan için stratejik bir öneme sahipken aynı zamanda dünyaca bilinen doğal güzelliklere sahiptir. Dünyanın en yüksek sıradağlarının yer aldığı Himalayalar ile Karakurum, Pir ve Pancal dağlarının uzantısı Keşmir’de birleşir. Ayrıca Himalayaların üzerindeki dünyanın ikinci yüksek dağı K2  Godwin Austen (8.611m) ve Nanga Parbat (8.126m) dorukları Keşmir sınırı içinde olup bu dagların etekleri ve yeşil vadileriyle cennet vadi olarak adlandırılmıştır. Bu dağların eteklerinde dünyaca bilinen Keşmir keçileri yetişmektedir. Bu keçilerin ince ve yumuşak yününden “kaşmir” kumaşı elde edilmekte olup endüstri faliyetleri bu alana yoğunlaşmıştır. Aynı zamanda yöre halkı ipek üretimi ve ipek dokumacılığa ile endüstri faliyetlerini gerçekleştirmekte olup dünyanın birçok ucuna ipek dokuma halıları ulaştırırlar. Keşmir vadilerinin verimli toprakları tarım bölgeleridir. Bu bölgelerde buğday, arpa, mısır, pirinç, tütün tarımı ve meyvecilik yapılmaktadır. Halk geçiminin büyük kısmını tarımdan kazanmakta olup bölgede tarım gelişmiştir. Bu tarım arazilerini besleyen Güney doğuda doğan Indus ırmağı (3.050m.) derin vadiler boyunca akarak Cammu ve Keşmir eyaletini aşar. Gilgit, Cinap, Jhelum, Şiok ve diğer ırmaklarıyla ındus karışır. Bu nehirler Hint yarımadası ovalarını besledikten sonra Hint okyanusuna dökülür. Bölgenin tarım bakımından gelişmiş olması verimli ovalarının ve verimli su kaynaklarının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Bu su kaynakları Pakistan ve Hindistan tarımı ve enerjisi içinde büyük anlam ifade etmektedir. Hatta Jelum nehri üzerine kurulan vula barajının inşası ve projesi olan mangla barajı  Pakistanın tarım sektöründe hayati bir önem taşıyan arazilerinin susuz kalma ihtimali ve nehirler üzerinden sağladığı elektrik kontrolünü sağlayamayacağı durumu Pakistan’ı endişelendirmiş bu siyasi bir mücadele haline gelmiştir.

Keşmir yakut, linyit, boksit ve alçı taşı gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Keşmir iklim bakımından yüksek dağlarıyla 3000m’nin üzerinde sürekli kar ve buz tablosuna sahipken, Keşmir, Cıhlam ve Camba vadilerinde ılıman iklim yeşil tabiat tablosunu oluşturur. Keşmirin yazlık şehri durumunda olan ve Cammu Keşmir’in başkenti olan Srinagar, Keşmir vadisinden ve denizden 176 m yüksekte kurulmuş. Cami, medrese ve türbelerle süslü islam merkezidir. Ayrıca Srinagar’da kurulan Cammu ve Keşmir Üniversitesi 1948’de kurulmuş olup 1969’da iki tam teşekküllü üniversite haline gelmiş. Keşmir Üniversitesi, Srinagar’daki Hazratbal’da bulunmaktadır. Doğu tarafında dünyaca ünlü Dal Gölü ve batı tarafında Nigeen Gölü ile çevrilidir. Üniversite, bölgenin eğitimsel, ekonomik, bilimsel, ticari ve kültürel ortamını arttırmak için üretken öğrenme için entelektüel olarak uyarıcı bir ortam sağlamayı amaçlamaktadır. Üniversite bu yolda tüm önemli fakülteleri sağlamaktadır; Uygulamalı Bilimler ve Teknolojiler, Biyoloji Bilimleri, Fiziksel ve Malzeme Bilimleri, Sosyal Bilimler, Tıp, Diş Hekimliği, Mühendislik, Oryantal Öğrenim ve Müzik ve Güzel Sanatlar fakülteleriyle topluma yenilikçi vizyon yansıtılmak istenmektedir.

Nasıl I. ve II. Dünya savaşları nedeni arasında Almanya’nın kaybettiği değerli kömür yataklarının olduğu Alsas Loren bölgesinin ekonomik boyutu etkili olduysa Hindistan ve Pakistan’ın Keşmir için üç kez savaş yaşamış olmasında ve  nükleer güçle birbirlerini tehdit etmesinde de Keşmir bölgesinin ekonomik boyutu etkili olmuştur. Evvela bölge doğal güzellikleriyle turist çekmekte olup aynı zamanda kış turizmi ile kayak merkezidir. Diğer  etkili faktör ise bölgenin uyuşturucu trafiğinin merkezi olması ve birçok aktörün burdan sağladığı kazançla besleniyor olmasıdır. Avrupanın önde gelen eroin üreticisi olup Birleşik Devletlerin uyuşturucusunun %20’si bu bölgeden gelmektedir. Bölgedeki eroin üreten üç ülke arasında en çok paya Pakistan sahiptir. Pakistan’ın uyuşturucu satışından elde ettiği yıllık gelir yaklaşık 2.7 milyon Amerikan Dolarıdır. Uyuşturucu trafiği Pakistan ekonomisi ve politikasıyla yakından ilişkilidir. Orta Avrupa’ya Balkanlar üzerinden ulaşan kara yolunun dışında Hindistan-Pakistan sınırı önce Hindistan’a daha sonrada başka ülkelere ulaşmak üzere uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu bir bölgedir. Jammu ve Keşmir eyaletindeki terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı her iki tarafında kolay para gereksinimi karşılamaktadır.

Hindistan hükümeti Cammu ve Keşmir eyaletlerini Hindistan ile birleştirmek için bir demiryolu inşa etmiştir. Yol dağlarla çevrili olan deprem bölgelerinden geçtiği için mühendislik harikası olarak nitelenmiştir. Yeni dünya düzeni kurulurken Keşmir bölgesinin Güney Asya’da jeopolitik önemi stratejik anlamda sahip olduğu geniş yelpazeyle  gün geçtikçe artmakta ve değerlenmektedir.

Türkiye’nin Güney Asya’da yer alan Pakistan ile  olan dostluğu, ilişkileri çok eskiye dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan on altı yıldız tarihteki bağımsız on altı büyük Türk devletini temsil etmektedir. Bu yıldızlardan biri olan Asya Hun İmparatorcuğu MS I.yüzyılda bugünkü Afganistan, Pakistan ve Kuzeybatı Hindistan devletlerinin kurulmasında rol almıştır.Pakistan’ın Türkiye ile ilişkileri her zaman karşılıklı dostluk, işbirliği ve destek yönünde olmuştur. Birçok jeopolitik anlaşmazlık dahil her zaman birbirleriyle dayanışma halinde olmuşlardır. Pakistan ve Türkiye ilişkileri iki ülke arasındaki kültürel, dini ve jeopolitik bağlantılar sebebiyle de güçlüdür. Pakistan, Hindistan’daki Babür kurallarından dolayı Türk-Moğol kültüründen ağır bir şekilde etkilenmiştir. Üstelik Türk halkı Orta ve Güney Asya’nın engin topraklarındaki yerel halk üzerinde hüküm sürmüşlerdir ki bu yüzyıllar süren kültürel bir etki bırakmıştır yerel insanların üzerinde. Pakistan, Türk dili konuşan bir ülke olmamasına rağmen Urduca Türkçe dilinden etkilenmiştir hatta “Urdu” sözcüğü bir Türkçe sözcük olup “Ordu” modern Türkiye’deki “Asker” kelimesinde gelmektedir.

Keşmir bölgesi için  Asya’nın Filistini diyebiliriz. 1900’lü yılların ortalarından bu yana Pakistan ve Hindistan’daki dış politika ve iç güvenlik tartışmalarının en önemli gündemini oluşturan Keşmir sorununun çözülmesi, şiddetin ve çatışma halini ortadan kalması Güney Asya bölgesindeki sorunlarında çözümü için gereklidir. Türkiye Keşmir sorununun uluslararası bir sorun olduğunu bu sorunun çözülmesinin dünya barışına büyük katkı sağlayacağı kanaatindedir. Ayrıca Güney Asya’nın gelecekte daha büyük bir önem arz edeceğini sorunu çözmenin her iki ülkenin de lehine olacağını belirtmektedir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hindistan devletini yaptığı ziyarette bu süreçte Hindistan ve Pakistan ile  dostane ilişkileri olduğunu bu sorunun çözümü konusumda iki devletin de diyalog kurmasını ve birbirlerine karşı güven ilişkisini tesis etmesinin gerektiğini Türkiyenin bu yolda arabuluculuk görevi olduğunu diyalogları yakından takip edeceğini belirtmiştir.

Bu yazı dizisinin ikinci bölümünde Keşmir’in sahip olduğu enerji kaynakları potansiyeline değinilecektir.

 

 

 

 

Kaynakça 
Prof. Dr. Yılmaz Altuğ, Başlangıçtan Günümüze Keşmir Meselesi, İrfan Yayıncılık, 2002,
Tayyar Arı, Global Politika ve Güney Asya, İstanbul, 2000
http://www.kashmiruniversity.net/AboutUok.aspx
İslam Ansiklopedisi Keşmir Maddesi (http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c25/c250232.pdf)

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: