3 Soruda Yeni Kerkük – Ceyhan Boru Hattı Analizi
Eylül 6, 2019
KÜRESEL ENERJİ BÜLTENİ (Ağustos2019)
Eylül 16, 2019

SUUDİ ARABİSTAN’A DÜZENLENEN SİHA SALDIRISI ve PETROL FİYATLARINDAKİ BEKLENTİLER

Suudi Arabistan’ın Khurasis Petrol Üretim Sahası ve Abqaiq AyrıştırmaTesislerine Cumartesi günü düzenlenen silahlı drone saldırısı hem siyasi olarak, hem de petrol fiyatlarına etkisi nezdinde geniş anlamda yankı uyandırdı.

Saldırı neticesinde Suudi Arabistan’ın küresel arzı nerdeyse yarı yarıya düşerek, 5 milyon varil/gün seviyelerine indi. Küresel arzı da %5 oranında etkileyen bu durum, petrol fiyatlarının iki günde %20 civarında bir artış göstermesine sebep oldu.

Gerçekleştirilen bu saldırıyı her ne kadar (Suudi Arabistan ile 2015 yılından beri savaş halinde olan) Yemen’deki Husiler üstlenmiş olsa da, ABD ve Suudi Arabistanlı bazı yetkililer bu işin arkasında İran’ın olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Peki, yaşanan bu gelişmeler siyasi açıdan nasıl yorumlanmalıdır?

Öncelikle konuya siyasi açıdan baktığımızda, bu saldırı bir anda aslında Yemen’de orantısız güç kullanan Suudi Arabistan’ın uluslararası kamuoyu nezdinde “bütün dikkatleri üzerine çekerek!” mağdur sıfatı kazanmasını sağlamıştır. Eş zamanlı olarak, saldırı ile birlikte Husileri destekleyen İran sorumlu tutulmuş, bunun yanı sıra da, saldırının Şiilerin etkin olduğu Merkezi Irak Yönetiminin kontrol ettiği bölgelerden de gelmiş olabileceği vurgulanmıştır. Yani İran’ın etkin olduğu birçok idare ve bölge bu saldırıdan sorumlu tutulmaya çalışılmıştır. Diğer bir ifade ile siyasi açıdan ilgili saldırıdan İran, Irak ve Yemen gibi Şiilerin etkin olduğu ülkeler zararlı çıkarken, bu bloğun karşısında yer alan (aslında Irak’ı gerçek anlamda bu blok dahilinde değerlendirmek çok uygun olmasa da) Suudi Arabistan (ve siyasi olarak kısmen ABD ve bölgede İran’ı en büyük tehdit olarak gören İsrail) karlı çıkmıştır.

Suudi Arabistan iki günde %20 oranında artış gösteren petrol fiyatları ile dünyaya kendisinin ne kadar önemli olabileceğini (1973 krizinde de olduğu gibi) göstermiştir.

Diğer taraftan ekonomik açıdan; AB, ABD, Çin, Hindistan gibi bütün büyük petrol ithalatçıları yükselen petrol fiyatları sebebiyle genel denklem itibarı ile zarar ederken, bütün petrol üreticileri de karlarını katlamışlardır.

Petrol fiyatlarına yönelik beklentiler neler olabilir?

Petrol fiyatlarına baktığımızda; aslında mevcut uzun vadeli trendler dikkate alındığında, Brent için varil başına 70-80 dolar aralığında bir oranın makul olduğu düşünülebilecektir. Yani aslında 50 –  60 dolar seviyeleri uzun vadeli projeksiyonların altında kalmaktadır. Tabii bu oranlarda ABD merkez bankasının para politikalarının, ABD’deki üretim artışının, küresel ekonominin ve genel bağlamda arzın talepten fazla oluşunun etkileri olduğu düşünülebilecektir. Düzenlenen saldırı sebebiyle yaklaşık 5,7 milyon varil/gün civarında bir arz kısıntısı söz konusu olmuştur. Bu da petrol fiyatlarının neredeyse %20’ler civarında artması ile neticelenmiştir. Bundan sonraki süreç için Suudi Arabistan’ın ilgili onarım faaliyetlerini ne kadar süre içinde tamamlayarak, petrol arzını normal seviyelere getirebileceğine dair açıklamaları belirleyici olacaktır. Hasarın boyutuna ve Suudi Aramco’nun bakım – onarım kabiliyeti ile bu konudaki istekliliğine bağlı olarak bir takvim ortaya koyulacaktır. Yani bu durumda hasarın ne kadarlık bir sürede giderilebileceği, Suudi Aramco’nun bu tür acil durumlarla mücadele kapsamında hangi derecede başarılı olduğu ve petrol fiyatlarındaki bu yükseliş trendini ne kadar devam ettirmek istediği süreci etkileyecektir. Diğer bir ifade ile Suudi Aramco, uzun yıllardan beri arzuladığı petrol fiyatlarındaki artışı yakalamıştır. Ve belki kendi ekonomik senaryolarında bu hasarın giderilmesini çok da aceleye getirmemek gibi bir strateji tutarlı görülebilecektir.

Bu süreci takvime koyarsak, beklentimiz (bu noktadan sonra yaklaşık olarak):

  • 1 haftalık bir normale dönüş süreci petrol fiyatlarına varil başına +2 $,
  • 1 aylık bir normale dönüş süreci petrol fiyatlarına varil başına +5 $,
  • 1-2 aylık bir normale dönüş süreci petrol fiyatlarına varil başına +8 $ civarında fazladan yük getireceği yönündedir.

Bu takvim yakın zamanda Suudi Aramco’nun yapacağı açıklamalar ile netleşecektir.

Tüm bunların yanı sıra, (drone kullanılarak ifa edilen) bu tür saldırı girişimleri başarısız dahi olsa, petrol fiyatlarının üzerindeki güvenlik riski ve güvenlik maliyetleri kaleminin etkinliğini arttıracaktır. Yani bu gelişme petrol fiyatlarını arttırmaya çalışan OPEC ve OPEC+ için orta vadede olumlu bir etmendir.

Suudi Arabistan tarafında oluşan açık nasıl kapatılabilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, hali hazırda (patlama olayı yaşanmadan önce) küresel piyasalarda yaklaşık 1 -2 milyon varil / gün civarında bir arz fazlası var. Zaten “OPEC+”ın 1,2 milyon varil / günlük kesinti kararı bu sebeple fiyatları yükseltmek için yetersiz kalıyor. Bu kesintinin yaklaşık 900 milyon varil/günlük kısmının Suudi Arabistan dışı aktörlerce yapıldığı düşünülürse; 5,7 milyonluk kayıp 4,8 milyona düşüyor.

2 milyon varil de arz-talep dengeleri sebebiyle düşürülse, fark 2,8 milyona iniyor.

Rusya, Kanada, ABD, Kazakistan, İran (kayıt dışı), Irak, Venezuela (kayıt dışı), Nijerya, BAE gibi ülkelerin de toplamda en azından 1 – 1,5 milyon varillik bir arz fazlası oluşturabilecek teknik kapasiteleri var. Yani fark bu noktada kısmen kapatılabiliyor.

Açık kalıyor olsa dahi (ki; bu geçici bir süreç) stoklar vb. artan fiyata nazaran oluşan talep kısıtlamaları ile süreç bir şekilde yönetilebilecektir.

Düzenlenen bu saldırı teknik olarak akıllarda bazı sorular bırakmış mıdır?

Evet bırakmıştır. Şöyle ki, yaklaşık 1000 km öteden SIHA’lar kullanılarak, farklı lokasyonlarda yer alan ilgili tesislerdeki farklı noktaların neredeyse eş zamanlı olarak nasıl vurulduğu ciddi soru işaretidir. Böyle bir operasyonunun bütün hava savunma ve radar sistemlerini ekarte ederek yapılabilmesi şüphelidir. Kaldı ki, neredeyse bütün çok büyük petrol – gaz üretim ve rafinaj tesislerinde iyi kötü birçok hava savunma sistemi standart olarak kuruluyorken, Husilerin daha önce füze vb. yollarla düzenlemiş olduğu hava saldırıları da söz konusu iken, çoktan ciddi önlemler alınmış olması beklenen bu zafiyete nasıl düşüldüğü muallaktır. Kaldı ki, bu saldırı petrol fiyatlarındaki artış dikkate alındığında, Suudi Arabistan’ın işine dahi yaramıştır.

Tabii bu suallere cevap bulabilmek için ilgili saldırılara dair birçok veriye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu veriye de olağan yollarla ulaşmak mümkün görülmemektedir.

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın