Coğrafyamızda KBRN Tehdidi ve Güvenliği
Eylül 6, 2019
SUUDİ ARABİSTAN’A DÜZENLENEN SİHA SALDIRISI ve PETROL FİYATLARINDAKİ BEKLENTİLER
Eylül 16, 2019

3 Soruda Yeni Kerkük – Ceyhan Boru Hattı Analizi

3 SORUDA YENİ KERKÜK – CEYHAN BORU HATTI ANALİZİ

Oğuzhan Akyener

 

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Irak Petrol Bakanı Samir el-Gadban ile ile petrol bakanlığı binasındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye ve Irak’ın komşu ve kardeş iki ülke olduğunu söyledi.

İki ülke arasında başta enerji olmak üzere birçok alanda iş birliği içinde olduklarını ve bunun geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, “Irak’ın birlik, beraberlik, huzur ve kalkınması ilk başta Türkiye’yi sevindirecek. Irak’ın inşallah o sıkıntılı günlerini de geride bıraktığını düşünüyoruz. Bundan sonra Irak’ın ihtiyaç duyduğu her alanda komşu ve kardeş ülke olarak onun yanında olacağız.” diye konuştu.

Bakan Dönmez, enerji alanında Türkiye ve Irak arasında öteden beri ciddi bir iş birliği olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı, Irak’ın kuzeyinde üretilen petrolü piyasalara en güvenli ve en seri şekilde çıkarma imkanı ve potansiyeline sahip, Ceyhan’daki terminal üzerinden Akdeniz başta olmak üzere pazarlara açılma imkanına sahip. Bugün sayın bakanla aslında birçok yeni projeyi görüşme ve değerlendirme imkanı bulduk. Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı sadece Irak’ın kuzeyindeki petrolü değil, ülkenin diğer bölgelerinde çıkarılan petrolün de pazara ulaştırılması açısından büyük bir görev üstlenebilecek durumda. Yeni projelerden bahsettiler ve bunları biz de memnuniyetle karşıladık.”

Türkiye ve Irak arasında elektrik konusunda geçmişte sınırlı bir ticaret olduğunu anımsatan Dönmez, “Bunu biraz daha genişletmek arzusundayız. Keza Irak’ın elektrik altyapısında ihtiyaç duyduğu yapım ve malzeme hususunda Türkiye olarak gereken yardımı yapmaya hazırız. Bizim müteahhit firmalarımız Irak’ta öteden beri birçok altyapı ve üstyapı işinde başarıyla büyük projelere imza attı. İnşallah Irak’ın ihtiyaç duyduğu bu konularda gerek bizim kamu kurumlarımızın gerekse özel kurumların üzerine düşeni yapacaklarına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.” ANADOLU AJANSI

***

  1. Söz konusu gelişmeler ışığında Türkiye ve Irak arasında enerji alanında yeni bir sayfa açıldığını / yeni bir dönem başladığını söyleyebilir miyiz?

Aslında ilişkilerde gözlemlenen iyileşmeyi yeni bir sayfa olarak nitelemekten ziyade, yeniden normale dönme olarak tasvir etmeliyiz. Çünkü bölgedeki sosyopolitik dengeler hala kırılganlığını koruyor. Tabii bunların yanı sıra, birbirine komşu olan ve bu derece tarihi, etnik, kültürel bağları bulunan devletlerin ilişkilerini geliştirmek bütün taraflar için önemlidir. Yapılan ziyaretleri ve kullanılan ifadeleri bu minvalde değerlendirmek gerekir. Öte yandan Irak petrol ticaretini geliştirebilmek için Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurması gerektiğini de idrak etmiş durumdadır.

 

  1. Mevcut Irak-Türkiye petrol boru hattından yapılan petrol ihracatı ortalama ne seviyede bulunmakta? İki ülke arasında bu hatta paralel olarak yapılacak yeni bir petrol boru hattıyla birlikte bu miktar ne kadar attırılabilir, ne kadar bir katkı sağlar? Böyle bir petrol boru hattının inşa edilmesi ve faaliyete geçmesi tahmini ne kadar sürecektir?

Mevcut hat ile ilgili öncelikle kısaca yaşanan süreçten bahsetmek gerekiyor. Kerkük – Yumurtalık boru hattı olarak bildiğimiz tesis adı üzerine, Kerkük sahasından üretilen petrolü Ceyhan’a taşımak ve oradan da Türkiye ve dünya piyasalarına arz etmek için kurulmuştu. Yanyana iki hattan toplamda 1,200,000 varil / gün miktarında taşıma kapasitesine haizdi. Zaman zaman yapılar saldırılarla boru hattının Irak içerisinde kalan kısmı zarar görmüştü. En son DAEŞ saldırılarından sonra da tamamen kullanılamaz duruma gelmişti. Bu sebeple Irak içerisinde özerk yönetim statüsünde olan IKBY, kontrolündeki sahalardan ürettiği petrolü öncelikle tankerler ile sonrasında da yeniden inşa ettikleri ve Kerkük – Yumurtalık hattına tam Irak – Türkiye sınırında bağlanan ve kapasitesi 1 milyon varil / gün seviyesine çıkartılan boru hattı ile taşımaya başlamıştı.

Günümüze geldiğimizde IKBY üzerinden petrol ticareti sürekli devam etmektedir. Belli dönemlerde arz artmış ve azalmışsa da, şu an için ortalama 550 000 – 600 000 varil / gün seviyelerinde petrol sevkiyatı yapılmaktadır.

Dolayısıyla aslında Irak Merkezi hükümeti ile Türkiye arasındaki petrol ticareti durmuştur. Sadece IKBY ile Türkiye arasındaki ticaret devam etmektedir. Kerkük – Yumurtalık Petrol boru hattının Irak tarafında kalan bölümünün tekrar inşası, yeniden büyük bir ticaretin gerçekleşmesi ve Ceyhan’ın dünya petrol piyasaları açısından çok daha önemli bir noktaya gelmesi için önemlidir.

Bölgede Irak Merkezi hükümetinin kontrolünde olan çok sayıda petrol sahası bulunmaktadır. Bu sayede Merkezi hükümet tarafı da Kuzeyde kalan bu sahaları çok daha kolay bir şekilde geliştirebilecektir.

Öte yandan, Kerkük sahasının üretim kapasitesinin arttırılmak istendiği düşünülürse, bu girişim bu saha için de alternatif bir nakil güzergâhı olacaktır. İlgili planlanan hattın daha önce olduğu gibi Merkez Irak boru hatları sistemi ile de bağlanacak oluşu, güvenlik perspektifinden bakıldığında, Irak’ın petrol ihracatı anlamında Basra dışında ikinci bir çıkış kapısı olarak Türkiye’yi tercih ediyor olduğunun sinyalini vermektedir.  Yani Hürmüz Boğazında oluşabilecek herhangi bir kesinti durumunda, boş kapasitenin el verdiği ölçüde Irak da güneyde ürettiği petrolü kurulması planlanan bu yeni hat üzerinden Ceyhan’a nakil edebilecektir. Bu durum iki taraf için de önemlidir. Tabii bu boru hattının yeniden inşası güzergâh belli dahi olsa, güvenlik ve finans gibi etmenler de eklendiğinde nereden bakılsa 2 ila 3 yılı bulacaktır.

  1. Irak petrol bakanı da bu hattın Basra-Akabe hattına bağlanmasının söz konusu olduğunu söylemişti. Uzunca bir süredir proje aşamasında olan bu boru hattında gelinen aşamaya ilişkin neler söyleyebiliriz? Irak-Türkiye Petrol Boru Hattının bu hatta bağlanması bölgede petrol arzına nasıl bir katkı sağlar?

Aslında Basra – Akabe hattını şu şekilde yorumlamak gerekiyor.  Hali hazırda 4,5 milyon varil seviyelerinde üretim yapan ve bu üretimini 2020’de 6,2 milyon varil, 2023’te ise 9 milyon varil / gün seviyelerine çıkarmak isteyen Irak’ın Basra dışında da yeni güzergâhlara ihtiyacı var. Çünkü Hürmüz boğazındaki gerginlikler Basra borsasını da etkiliyor. Hürmüz’ün kapanacağını beklemesek de, alternatif güzergâhlar önemli. Bu kapsamda İran’ın da başının ambargolardan kurtulamayacağı öngörülürse, Irak’ın; Ürdün, Suriye ve Türkiye olmak üzere 3 yeni ihracat güzergâh seçeneği kalıyor. Suriye mevcut durum ve güvenlik sebepleri ile yatırıma uygun bir tercih değil. Türkiye için bu sebeple yeni bir hamle başlatılıyor ve ilişkiler düzeliyor. Ürdün’e ise yaklaşık 1 milyon varil / günlük bir boru hattı öngörülüyor. Lakin ilgili planlanan boru hattı güzergâhında halen DAEŞ’in kısmi olarak da olsa varlığını sürdürdüğü de biliniyor. Bu sebeple tam kontrol sağlanamadığı için bu proje bir türlü istenilen ivmeyi yakalayamıyor, hayata geçemiyor.

Akabe – Basra hattı ile Kerkük – Yumurtalık hattını şu seviyede ilişkilendirmek sadece, diplomatik olarak bir alternatif plan arzı şeklinde bir his algısı oluşturuyor. Yoksa asıl üzerinde durulması gereken konu, Kerkük hattının Irak merkezi sistemine bağlanacak oluşudur. Ve Iraklı otoritelerin de kabul edeceği üzere, bölgede en güvenli, hazır durumda olan, etkin güzergâh Türkiye’dir. Ayrıca en büyük market de Türkiye’dir.

Maliyet, altyapı, güvenlik, istikrar, karlılık ve hedef lokasyondaki depolama – market kapasitesi nezdinde Ürdün’e kıyasla Türkiye üzerinden bir ihracat opsiyonunun çok daha mantıklı ve yerinde olduğu bütün taraflarca görülebilecektir. Yani buradan Basra – Akabe üzerine daha çok konuşulacakken, Kerkük – Ceyhan’ın çok daha kısa sürede hayata geçebilecek olduğu tahmin edilebilecektir.

Son olarak, görüşmede bahsedilen elektrik ticareti konusuna gelince, Irak’ın (hem merkezi yönetim hem de IKBY) böyle bir ticarete çok ihtiyacı vardır. Bu da bütün taraflar için makul ve faydalı bir girişim olacaktır.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın